ÇAĞRI BEY

ÇAĞRI BEY

(ö. 451/1059)

Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucularından.

Selçuklu hânedanına adını veren el-Melikü’l-Gāzî Selçuk’un torunu olup yaklaşık 380’de (990) doğdu. Babası Mîkâil b. Selçuk’un gayri müslim Türkler’e karşı çıktığı bir gazâda şehid düşmesi üzerine kardeşi Tuğrul Bey’le birlikte dedeleri Selçuk’un himayesinde yetiştiler. Selçuk’un ölümünden sonra ailenin başına töre gereğince büyük evlât olarak Arslan Yabgu geçti. Babaları Mîkâil’e bağlı küçük bir Türkmen (Oğuz) grubunun başında bulunan Çağrı Bey ile Tuğrul Bey Arslan Yabgu’ya zayıf bir bağla bağlı bulunuyorlardı. Çağrı ve Tuğrul beyler, kendilerine bağlı Türkmen topluluğu ile amcaları Yûsuf Yınal ve Mûsâ İnanç beylerle birlikte, daha önce, Sâmânîler’e yaptıkları yardım karşılığında aile reisi Arslan Yabgu’ya verilen Buhara’ya bağlı Nur kasabasına gelip orayı yurt tutmuşlardı. Karahanlı Hükümdarı Buğra Han’ın Sâmânî Devleti’ne son vermesi üzerine Mâverâünnehir’de değişen siyasî şartlar dolayısıyla onların müttefiki olan Arslan Yabgu bu defa Karahanlılar’la iş birliği yapmaya başladı. Bu sırada Karahanlı hükümdarlarından İlig Han Nasr’ın hücumuna uğrayan Çağrı ve Tuğrul beyler Buğra Han’ın hizmetine girmek zorunda kaldılar. Bu hizmet sırasında Buğra Han hile ile Tuğrul Bey’i yakalatıp hapse attırdı. Bunun üzerine mevcut kuvvetleriyle birlikte derhal harekete geçen Çağrı Bey Buğra Han’ın kendisine karşı da sevkettiği kuvvetleri bozguna uğratıp birçok Karahanlı kumandanını esir aldı; bunun üzerine Buğra Han esir kumandanlarına karşılık Tuğrul Bey’i serbest bıraktı. Bu hadiseden sonra Çağrı ve Tuğrul beyler Buğra Han’ın hizmetinden ayrılarak tekrar Mâverâünnehir’e döndüler. Öte yandan İlig Han Nasr’ın ölümünden (403/1012-13) sonra Karahanlı Hükümdarı Arslan Han tarafından hapsedildiği yerden kaçan Karahanlı şehzadesi Ali Tegin Arslan Yabgu’nun yardımıyla Buhara’yı ele geçirip burada bağımsız bir Karahanlı Beyliği kurdu ve müttefiki Arslan Yabgu’nun kızıyla evlenmek suretiyle durumunu daha da kuvvetlendirdi. Bu sıralarda cereyan eden hadiselerden Arslan Yabgu ile Tuğrul ve Çağrı beyler arasında bir soğukluğun mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Tuğrul ve Çağrı beyler Arslan Yabgu-Ali Tegin ittifakının dışında bırakılmıştır; hatta Selçuklu ailesinin arasındaki bu hoşnutsuzluk daha da ileri götürülmüş, Arslan Yabgu’nun da desteğini alan Ali Tegin Tuğrul ve Çağrı beylere karşı askerî harekâta girişerek onları kendisine tâbi olmaya zorlamıştır. Bir yandan Buğra Han’ın, öbür yandan Ali Tegin’in saldırı ve baskıları karşısında çok zor durumlara düşen Tuğrul ve Çağrı beyler kendilerine yeni bir yurt aramaya karar verdiler; bu sebeple Tuğrul Bey beraberindeki Türkmenler’le çöllere çekilecek, Çağrı Bey ise Bizans hâkimiyetindeki Anadolu’ya bir keşif seferi yapacaktı. Çok geçmeden Çağrı Bey 3000 Türkmen atlısıyla Mâverâünnehir’den batı yönüne hareket etti. 1015 yılında, Gazneliler’in hâkimiyetinde bulunan Horasan üzerinden vali Arslan Câzib’in takibine rağmen süratle geçip Irâk-ı Acem bölgesine girdi. Çağrı Bey’in bu geçişini haber alan ve bu sıralarda Hindistan’da bulunan Gazneli Mahmud ona engel olamadığı için Arslan Câzib’e son derecede kızmış ve onu şiddetle azarlamıştır. Çağrı Bey daha sonra harekâtına devam ederek Azerbaycan yoluyla Doğu Anadolu sınırlarını aşıp Van gölü havzasına girdi. İlk olarak Anadolu’ya giren ve özellikle Ermeni kaynaklarında kaydedildiği üzere “mızrak, ok ve yaydan ibaret olan silâhları çekili, beli kemerli, uzun ve örülü saçlı, rüzgâr gibi uçan Türk atlıları” karşısında Bizans kumandanı Senekerim’in sevkettiği kuvvetler “yağmur gibi atılan oklar” karşısında yenilgiye uğradılar. Böylece Van gölü havzasının büyük bir kısmı Çağrı Bey’in kontrolüne girdi. Daha sonra Çağrı Bey kuzeye yönelip Gürcüler’in oturdukları Nahcıvan taraflarına yürüdü. Bizans’ın Gürcü asıllı kumandanı Liparit’in savaşa cesaret edememesi üzerine Çağrı Bey bütün bölgeyi kolayca hâkimiyeti altına aldı. Daha sonra Duvin şehrinin güneyindeki Nig bölgesine yürüyerek kendilerine karşı koymaya çalışan Bizans kumandanı Vasak Pahlavuni’nin kuvvetlerini bozguna uğrattı. Hatta bu kumandan bozgun sırasında kaçarken Türk askerleri tarafından öldürüldü. Böylece Çağrı Bey Nig bölgesini istilâ etti. Netice itibariyle Çağrı Bey, ileride yurt edinilmesi maksadıyla, başarıyla tamamladığı bu keşif seferi sonunda yol boyunca aldığı takviyelerle birlikte ancak 5000-6000 atlıyı bulan ve o devir için dahi küçük sayılabilen bir Türk kuvvetini Bizans’ın Doğu Anadolu’daki kuvvetlerinin durduramayacak bir derecede olduğunu böylece bizzat tesbit etmiş oldu. Çağrı Bey Arslan Câzib’in takibinden maharetle sıyrıldı ve Azerbaycan-Horasan üzerinden Mâverâünnehir’e dönüp kardeşi Tuğrul Bey’in yanına gitti (1021). Yaptığı keşif seferi hakkında ona bilgi verirken, “Biz buradaki çok güçlü Karahanlı ve Gazneli devletleriyle mücadele edemeyiz, ancak Horasan, Azerbaycan ve Doğu Anadolu’ya gidip oralarda hükümran olabiliriz; zira oralarda bize karşı koyabilecek hiçbir kuvvete rastlamadım” diyerek onu batı yönüne harekete teşvik etti.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z