ÇANKIRI

ÇANKIRI

İç Anadolu’da şehir ve bu şehrin merkez olduğu il.

İç Anadolu’nun Orta Kızılırmak bölümünün kuzey kesiminde, Köroğlu dağlarının güneye doğru alçaldığı ve Kızılırmak’a dökülen Acıçay ile Tatlıçay’ın birleştiği yerin yakınında bir vadide yer almakta olup denizden yüksekliği 730 metredir. Şehrin adı, Antikçağ’da burada yapılan ve bugünkü şehrin ilk nüvesini teşkil eden Karatekin tepesindeki Gangra Kalesi’nin ismine dayanır. Burası Arap kaynaklarında Hancere (خنجره) adıyla anılırken (Taberî, VI, 469; İbnü’l-Esîr, IV, 578) Selçuklu ve Osmanlı hâkimiyeti dönemlerinde Kengırı (كنغرى) ve Kângırı (كانغرى) şekillerinde adlandırılmış, halk arasında söylenen Çangırı veya Çengiri Cumhuriyet döneminde Çankırı şeklinde resmiyet kazanmıştır.

Çankırı çevresi eski çağlarda Hitit Devleti’nin hâkimiyeti altında idi. Bu devletin milâttan önce 1200 yıllarında yıkılmasından sonra yöre Paflagonlar’ın idaresine girdi. Şehrin ilk yerleşme yeri olan Gangra Kalesi’nin bu dönemde kurulduğu tahmin edilmektedir. Bir ara Pontus Krallığı’nın hâkimiyetine giren şehir, Roma İmparatorluğu döneminde önce Galatya, daha sonra da Paflagonya vilâyetinin sınırları içinde kaldı. Strabon’a göre burası İç Paflagonya’da küçük bir şehir ve kale olup Kral Morzeos’un ikametgâhıydı, daha sonra Galatya Kralı Deiotaros tarafından alınmıştı. Roma hâkimiyeti altında önemini koruyan ve Germanikopolis de denen şehir, Bizans döneminde “Pilaimenes teması” adıyla bilinen idarî bir yönetim birimi içindeydi. Bu dönemde bir sürgün yeri olarak bilinen Çankırı 711-712, 727-728’de birkaç defa Emevî akınlarına hedef oldu (Taberî, VI, 469; Ya‘kūbî, II, 292, 300); ancak kalesinin müstahkem olmasından dolayı alınamadı. Nitekim Ya‘kūbî’nin burayı “Hısnülhadîd” adıyla anması kalenin bu durumuna işaret etmektedir. Şehir Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkler’in eline geçti. Çankırı’yı bu sıralarda, Anadolu fâtihi Süleyman Şah’ın emîrlerinden olduğu anlaşılan Karategin’in fethettiği belirtilir. Çankırı’da kendisine atfedilen türbede yatan Karategin, aynı zamanda Kastamonu ve Sinop fâtihi olarak da bilinir. Bundan sonra Dânişmendliler’in idaresinde kalan şehir, 1101 Temmuzunda Raymond’un idaresinde, Anadolu’yu çapraz olarak katedip aynı zamanda Niksar’da hapis olan Bohemund’u kurtarmak isteyen Haçlı kuvvetlerinin saldırısına uğradı; ancak zaptedilemedi, çevresi yağmalandı. Şehir, 1134’te Emîr Gazi’nin ölümünden sonra 1135’te Bizanslılar tarafından ele geçirildi. Fakat kısa bir süre sonra yeniden Dânişmendliler’ce geri alındı. Ardından da Selçuklular’ın idaresine girdi. Bu devletin dağılmasından sonra Kastamonu ve çevresinde hüküm süren Candaroğulları’nın hâkimiyetinde kaldı. I. Murad döneminde Osmanlı idaresine girdiyse de bu uzun süreli olmadı. I. Bayezid döneminde tekrar Osmanlı hâkimiyeti altına alınan şehir, 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra Timur tarafından İsfendiyaroğulları’na verildi. Bu sırada İsfendiyaroğlu Kasım Bey Osmanlılar’a sığınınca Çelebi Mehmed Çankırı’yı kendisine verdi. Ancak İsfendiyar Bey II. Murad döneminde Çankırı’yı tekrar ele geçirdi. Bir süre sonra da şehir yeniden Osmanlılar’a katıldı. Osmanlı döneminde uzun bir sükûnet devri yaşayan Çankırı, XVII. yüzyıldan itibaren başlayan çeşitli Celâlî isyanlarının etkisinde kaldı. Şehir halkı zaman zaman

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z