ÇAYLAK TEVFİK

ÇAYLAK TEVFİK

(ö. 1843-1893)

Türk folklor derlemelerinin öncüsü, biyografi-tarih müellifi, gazeteci ve mizah yazarı.

1843 yılı Eylülünde İstanbul’da doğdu. Çıkardığı mizah gazetesinin adından dolayı 1877’den sonra Çaylak lakabı ile anılan Mehmed Tevfik halk tabakasından bir ailenin çocuğudur. Babası, gençliğini Yeniçeri Ocağı’nda geçirerek buranın dağılmasından (1826) ve bir süre ileri rütbede bazı vezirlerin kapı çuhadarlığı hizmetinde bulunduktan sonra emtia gümrüğü tahsildarlığı yapmış olan Mustafa Ağa’dır. Son olarak berberlikte, bir rivayete göre de (Gordlevski, s. 97) kahvecilikte karar kıldığı anlaşılan babasının bu mesleklerinin sosyal münasebetler bakımından kendisinin yetişmesinde bir yeri vardır. Annesi ise müşir şehid Ali Rızâ Paşa’nın okuma yazması olan âzatlı câriyesiydi. Mehmed Tevfik, ileride eserlerinin özünü teşkil edecek olan halk kültürü ile eski örf ve âdetlere dair birçok bilgiyi onlardan edinmiştir. Kendi ifadesinden gün görmüş bir adam olduğu anlaşılan babasının Mahmud Paşa’da, devrin edip ve şair seçkin kişilerinin devam ettiği berber dükkânı (İbnülemin, Son Asır Türk Şairleri, X, 1819), Gordlevski’ye göre ise kahvehanesi, onun yerli hayata ait değerleri tanımasında başlı başına bir mektep olmuştur. Resmî yegâne tahsili 1853’te girdiği Beyazıt Rüşdiyesi’nde olup orada dört sene okuduktan sonra Bâb-ı Seraskerî Nizâmiye Kalemi’nde memurluk hayatına başladı. 1859’da Hazîne-i Hâssa Mektûbî Kalemi’ne geçti. Tahsilinin azlığına mukabil kendi kendini yetiştirmeye gayret gösterdi. Bu arada devrin tanınmış simalarından şair Musullu Hayâlî Efendi’den Beyazıt Camii derslerinde Nizâmî’nin Hamse’sini okudu (Kafile-i Şuarâ, İstanbul 1290, s. 195).

Daha 1863 yılında, Şinâsi’nin tertiplediği yeni Fatin tezkiresinde tarih tarzında yazıları da bulunan bir şair olarak yer almaktaydı. Arapça ve Farsça yanında yeter derecede divan şiiri kültürünü elde ederek bu yolda şiirler yazan Mehmed Tevfik, 1867 yılı başında Muhbir gazetesiyle basın hayatına ilk adımlarını atar. Tanışıklık kurduğu Ali Suâvi’nin başmuharrirliğini kabul etmesinde aracı olduğu bu gazetenin musahhihliğe kadar ufak tefek yazı işlerine yardım ediyordu (Ali Suâvi, “Yeni Osmanlılar Târihi”, Ulûm Gazetesi, Paris, 1 Muharrem 1287, nr. 15, s. 908-909; Mehmed Tevfik, Yâdigâr-ı Macaristan, s. 30). Aynı yılın martında Ali Suâvi’nin Kastamonu’ya sürülmesiyle işlerini daha da yüklendiği gazetenin mayıs ayında tekrar kapatılması üzerine, imtiyaz sahibi Filip Efendi’nin Muhbir yerine hemen çıkarmaya başladığı İstanbul gazetesinde (8 Haziran 1867) yazarlığını sürdürdü. Burada iken ilk eseri olan Letâif-i İnşâ’nın ilk iki cildini ortaya koydu. Bu arada girdiği Rüsûmat Meclisi müsevvid yardımcılığından Bursa ve İzmit’te bazı bürokratik memuriyetlere yükseldi. Kabiliyet ve meziyetleriyle dikkatini çektiği Bursa Valisi İzzet Paşa tarafından kurmakla görevlendirildiği vilâyet resmî gazetesi Hüdâvendigâr’ı çıkardı (8 Zilkade 1285/19 Şubat 1869) ve bir süre onun muharrirliğini yaptı.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z