HASAN RIZÂ EFENDİ, Hacı

HASAN RIZÂ EFENDİ, Hacı

(1849-1920)

Âyet-berkenar mushafıyla tanınan Osmanlı hattatı.

Üsküdar’da doğdu. Babası, Tırnova eski posta müdürü ve Mustafa Reşid Paşa’nın kilercisi Ahmed Nazif Efendi’dir. İlk tahsil yıllarından itibaren hüsn-i hatta ilgi duyan Hasan Rızâ, aralarında Yahyâ Hilmi Efendi gibi büyük bir hattatın da bulunduğu birkaç hocadan hat meşketti. Babasının tekrar posta müdürlüğüne tayini üzerine ailesiyle birlikte Tırnova’ya gitti. 1865’te İstanbul’a döndükten bir süre sonra babası vefat edince Pertevniyal Vâlide Sultan’ın kapu çuhadarı olan amcasının aracılığıyla Muzıka-i Hümâyun’a kaydedildi. Burada hüsn-i hat muallimi Mehmed Şefik Bey’den meşke başlayan Hasan Rızâ on altı arkadaşıyla beraber icâzet aldı. Şefik Bey, onun

Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de faydalanmasını sağladı. Ta‘lik hattını Sâmi Efendi’den öğrendi. 1871’de Muzıka-i Hümâyun imamlığına tayin edildi. 1876’da hac farîzasını eda etti. Şefik Bey’in Sultan V. Murad’a yakınlığından dolayı emekliye ayrılması üzerine Muzıka-i Hümâyun hat muallimliğine getirildi (1879).

Hasan Rızâ Efendi, Muzıka-i Hümâyun’dan hüsn-i hat dersi kaldırılınca imâmet vazifesini sürdürdü. 1908’de padişah mevlidhanları arasına katıldı. 6 Receb 1332 (31 Mayıs 1914) tarihinde açılan Medresetü’l-hattâtîn’in sülüs-nesih hocalığına tayin edildi. Ancak gözlerindeki rahatsızlık yüzünden bir süre sonra bu görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Uzun yıllar ikamet ettiği Cihangir semtinde 1916 yılında çıkan yangında evi yandıktan sonra taşındığı Rumelihisarı’ndaki evinde 10 Cemâziyelâhir 1338’de (1 Mart 1920) vefat etti ve hisarın yanındaki kabristana defnedildi. Kabir kitâbesi sonradan yazdırılmıştır. Oturduğu ev ölümünden iki gün sonra yanmış, ancak eserleri kurtarılmıştır.

Sülüs, celî-sülüs, ta‘lik, celî-ta‘lik yazılarıyla da bir hayli eser vermiş olmakla beraber Hasan Rızâ Efendi’nin en çok başarı kazandığı nesih hattıdır. Nesihle yazdığı mushaflar harflerinin güzelliği kadar rahat okunabilmesi, harekelerinin isabetli yerlere konulması bakımından da erişilmesi güç bir mükemmelliktedir. 1878-1912 yılları arası Hasan Rızâ Efendi’nin sanat hayatının en verimli devresidir. Bu devrenin sonlarında Sultan Reşad’ın arzusuyla yazdığı sekiz ciltlik (1067 varak) Śaĥîĥ-i Buħârî (TSMK, Hırka-i Saâdet, nr. 39) onun en önemli eserleri arasında sayılabilir. Ayrıca muhtelif boyutlarda yazdığı sayısız hilye-i saâdet levhaları arasında çok büyük olanlarının müstesna bir yeri vardır. Bunlardan ilk akla gelenler İstanbul Hat Sanatları Müzesi, Silivrikapı Bâlâ Camii, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi (Yıldız, nr. 4282) ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Yazma Bağışlar, nr. 510) muhafaza edilmektedir. Sultan Reşad’ın Rumeli seyahati sırasında Edirne Selimiye Camiine hediyesi olan hilye 1995 yılından beri kayıptır. On yedi talebeye hat icâzeti veren Hasan Rızâ Efendi’nin hayatı boyunca, ikisi devir hatmi için cüzler halinde olmak üzere muhtelif boylarda yazdığı on dokuz mushaftan 1308 (1891) tarihli vezîrî kıtada olanı İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (AY, nr. 6682), Sultan Reşad’ın türbesi için yazdığı 1330 (1912) tarihli büyük mushafı da Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir (Yeni Yazmalar, nr. 2138). Ayrıca akrabası olan hattat Mehmed Şevki Efendi’ye ait yarım bir mushafı da 1311’de (1893) tamamlamıştır (TSMK, Halil Edhem Arda, nr. 12). Sülüs-nesih murakka‘larının sayısı bilinmemektedir. Celî-sülüsü nesih hattı kadar mükemmel değildir. Bostancı ve Cihangir camilerindeki çâryâr-ı güzîn levhaları, Topkapı Sarayı Harem-i Hümâyunu’ndaki çini kitâbesi, Alman Konsolosluğu bahçesindeki çeşmenin ve Hürriyet-i Ebediyye şehidlerinin kitâbeleri bu yoldaki eserlerinden akla ilk gelenlerdir. Bayezid Umumi Kütüphanesi’nin imzasız kitâbesi de Hasan Rızâ Efendi’nin celî-ta‘likte başarılı sayılmayan bir eseridir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z