RÜSTEMÎLER

RÜSTEMÎLER

(الرستميّون)

Cezayir’de hüküm süren İslâm hânedanı (777-909).

Adını kurucusu olan İran asıllı Abdurrahman’ın babası Rüstem’den almıştır. Bir süre Kayrevan’da okuduktan sonra İbâzıyye mezhebiyle ilgili tahsilini tamamlamak için Basra’ya giden Abdurrahman b. Rüstem beş yıl Ebû Ubeyde Müslim b. Ebû Kerîme’den öğrenim gördü. Ebû Ubeyde, dâî olarak yetiştirdiği Abdurrahman’ın da içinde bulunduğu beş öğrencisini Kuzey Afrika’ya göndererek İbâzî davetini organize etmekle ve şartlar uygun olunca aralarından Ebü’l-Hattâb el-Meâfirî’nin başkanlığında bir İbâzî yönetimi kurmakla görevlendirdi. Onun tavsiyesiyle 140 (757) yılında Trablus’ta Hevvâre ve Zenâte İbâzîleri’ne imam seçilen Ebü’l-Hattâb, Kayrevan’ı ele geçirince Abdurrahman b. Rüstem’i oraya vali tayin etti (141/758). Bu arada Ebü’l-Hattâb, Abbâsîler’e yenildi ve çok sayıda taraftarıyla birlikte öldürüldü (144/761). Abdurrahman ise bir grup İbâzî ile birlikte Abbâsîler’in eline geçen Kayrevan’dan Orta Mağrib’deki (Cezayir) Cebelicezzûl’e çekildi. Bu savaştan kurtulanların yanı sıra Tunus ve Trablus civarındaki İbâzîler’in önemli bir kısmı da onun etrafında toplandı. Daha sonra Trablus ve Cebelinefûse bölgesindeki İbâzîler’in başında Abbâsîler’e karşı büyük bir isyan başlatarak valiyi öldüren, ancak Tubne ve Kayrevan’ı ele geçirmesinin ardından yeni vali karşısında ağır bir yenilgiye uğrayıp çok sayıda taraftarıyla beraber öldürülen (155/772) Ebû Hâtim el-İbâzî el-Melzûzî’ye bağlı İbâzîler’in önemli bir kısmı da oraya sığındı. Böylece taraftarlarının sayısını ve gücünü iyice arttıran Abdurrahman, İbâzî-Berberî kabile reislerinin katıldığı bir toplantıda imam seçildi ve Rüstemîler Devleti’ni resmen kurmuş oldu (160/777). Daha sonra Cebelicezzûl’de Tâhert şehrini tesis etti ve burayı merkez yaptı. “Emîrü’l-mü’minîn” unvanını alan Abdurrahman’ın 171 (787) yılında ölümüne kadar on bir yıl süren yönetim dönemi büyük ölçüde barış ve sükûn içinde geçti.

Abdurrahman’ın ölmeden önce, yerini alacak imamı seçme yetkisini oğlu Abdülvehhâb’ın da içinde bulunduğu altı kişilik bir şûraya havale etmesi üzerine bir ay süren toplantıların ardından Abdülvehhâb imamlığa getirildi. Bu seçim, İbâzıyye’nin imamın şûra yoluyla belirlenmesi gerektiği inancına rağmen emirliğin sona ermesine kadar uygulanan saltanatta veraset kuralının da başlangıcı oldu. 208 (823) yılına kadar hüküm süren Abdülvehhâb’ın iktidar günleri her ne kadar devletin gücünü arttırdığı dönem ise de aynı zamanda birçok isyanın yaşandığı süreçtir. Bu isyanların en önemlisi, İbâzîler’in Abdülvehhâb’ın imâmetini kabul etmeyen Nükkârîler ve onun taraftarları olan Vehbîler arasında ikiye bölünmesiyle sonuçlanan isyandır. Tâhert’ten ayrılıp Küdyetünnükkâr denilen yerde toplanan Nükkârîler, Abdülvehhâb’a karşı savaş açtılar ve bir ara onun şehir dışında bulunmasını fırsat bilerek Tâhert’e saldırdılar, ancak Abdülvehhâb’ın oğlu Eflah karşısında ağır bir hezimete uğradılar. İçteki isyanları bastıran Abdülvehhâb, Ağlebîler’in Trablus’ta çok sayıda İbâzî’yi öldürmesini bir savaş sebebi saydı ve şehri kuşattı. Neticede iki taraf arasında Trablus ve sahil kesiminin Ağlebîler’de, iç bölgelerin Rüstemîler’de kalmasını öngören bir antlaşma imzalandı (196/812). Abdülvehhâb, bu antlaşmanın ardından Ağlebî egemenliğinde bulunan İbâzîler’in yoğun olduğu Kābis ve civarını, daha sonra da Cerbe adasını topraklarına katmayı başardı. Abbâsîler’le ve onların hâkimiyetini tanıyan Ağlebîler’le mücadelesini devam ettirirken Endülüs Emevîleri ile dostane ilişkiler kurdu.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z