RÛZRÂVERÎ

RÛZRÂVERÎ

(الروذراوري)

Ebû Şücâ‘ Zahîrüddîn Muhammed b. Hüseyn b. Muhammed (Abdillâh) er-Rûzrâverî (ö. 488/1095)

Abbâsî veziri, edip ve tarihçi.

437 (1045-46) yılında Ahvaz’a bağlı Kengever’de doğdu. Hemedan yakınlarındaki Rûzrâver’e nisbetle Rûzrâverî diye meşhur olmuştur. Tahsilini Bağdat’ta Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin de aralarında bulunduğu âlimlerden fıkıh, hadis ve Arap dil ilimlerini okuyarak tamamladı. Halife Kāim-Biemrillâh tarafından vezir tayin edilen babası Ebû Ya‘lâ Hüseyin b. Muhammed, göreve başlamadan vefat edince (460/1066) Kāim-Biemrillâh onunla yakından ilgilendi. Rûzrâverî, 471’de (1078-79) Nizâmülmülk’ün isteği üzerine Muktedî-Biemrillâh tarafından azledilen Fahrüddevle İbn Cehîr’in yerine vezir tayin edildi. Fakat Benî Cehîr ailesinin Nizâmülmülk’le ilişkilerini düzeltmesi ve Fahrüddevle’nin oğlu Amîdüddevle İbn Cehîr’in vezirliğe getirilmesi (472/1079) dolayısıyla bu görevi kısa sürdü. Amîdüddevle İbn Cehîr’in azledilmesinden sonra Şâban 476’da (Aralık 1083 – Ocak 1084), tekrar vezirliğe getirildi ve kendisine “Zahîrüddin” lakabı verildi. Bu görevi, 19 Safer veya Rebîülevvel 484 (12 Nisan veya Mayıs 1091) tarihinde Selçuklu Sultanı Melikşah ile Vezir Nizâmülmülk’ün isteğiyle halife tarafından azledilinceye kadar sürdü. Ardından halkın kendisine aşırı ilgi göstermesi yüzünden bir süre evinde göz hapsinde tutuldu. Bu sırada çıktığı hac yolculuğundan dönünce Bağdat’a girmesi yasaklandığı için Rûzrâver’e gitti ve iki yıl orada kaldı. 487’de (1094) hac maksadıyla tekrar yola çıktı. Katıldığı hac kafilesinin uğradığı bedevî saldırısından sağ kurtulan Rûzrâverî hac dönüşü Medine’ye yerleşti. Cemâziyelâhir 488’de (Haziran 1095) burada vefat etti ve Cennetü’l-bakī‘da defnedildi. Oğlu Rebîbüddevle, Abbâsî ve Selçuklu devletlerinde vezirlik yapmıştır.

Kaynaklarda iyilik sever, adaletli ve iyi bir yönetici olarak zikredilen Rûzrâverî’nin 600.000 dinar tutarındaki malını cami yapımı ve yoksullara yardım gibi çeşitli hayır hizmetleri için sarfettiği belirtilmektedir (İbnü’l-Cevzî, IX, 90). Bağdat’ta Sünnîler ile Şiîler arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklarda yatıştırıcı rol oynamıştır. Edip ve şair olduğu gibi hat sanatında da mahirdi. Divanından bazı parçalar kaynaklarda yer almaktadır. Onun azledildikten sonra kendisi için söylediği, “Vezir olduğunda bir tek düşmanı yoktu, görevden alındığında tek bir dostu kalmamıştı” anlamındaki mısraı meşhurdur (İmâdüddin el-İsfahânî, I, 77).

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z