ZÜBEYDE bint CA‘FER

ZÜBEYDE bint CA‘FER

(زبيدة بنت جعفر)

Ümmü Ca‘fer Zübeyde bint Ca‘fer b. Abdillâh el-Mansûr b. Muhammed el-Abbâsiyye el-Hâşimiyye

(ö. 216/831)

Abbâsî halifelerinden Hârûnürreşîd’in hanımı, Emîn’in annesi.

145 (762) yılında Musul’da Harp Sarayı’nda doğdu. Abbâsî halifelerinden Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un torunudur. Babası Halife Mehdî-Billâh’ın kardeşi, annesi Selsebîl bir câriye ve Mûsâ el-Hâdî ile Hârûnürreşîd’in annesi Hayzürân’ın kız kardeşidir. Hâşimî/Abbâsî ailesinden halife doğuran tek kadın olan Zübeyde’nin asıl adı Ümmü Azîz veya Emetülvâhid’di. Dedesi Ebû Ca‘fer

beyaz tenli oluşu ve güzelliği sebebiyle çocukluğunda ona “Zübeyde” diye hitap ettiğinden bu lakapla meşhur olmuştur (İbn Kesîr, XIV, 202-203). Üç yaşında babasını kaybedince dedesi Mansûr’un himayesinde yetişti. Dinî ilimler, Arap dili ve edebiyatı alanında özel dersler aldı ve Abbâsî sarayının bütün imkânlarından en geniş şekilde faydalandı. Teyzesi Hayzürân’ın isteğiyle, Mehdî-Billâh zamanında Zilhicce 165’te (Temmuz-Ağustos 782) Hârûnürreşîd ile Bağdat’taki Huld Sarayı’nda görkemli bir törenle evlendi. Büyük bir ziyafetin verildiği, halka altın, gümüş, misk ve amber dolu kapların dağıtıldığı, İslâm dünyasında geniş yankı uyandırarak ülkenin dört bir yanından kıymetli hediyelerin gönderildiği törende Zübeyde’nin baştan aşağı mücevher, kıymetli taş ve incilerle süslü gelinliğinin ağırlığından dolayı yürüyemediği rivayet edilir. Babasına veya dedesine nisbetle Ümmü Ca‘fer, Şevval 170 (Nisan 787) tarihinde doğan tek çocuğu Muhammed’den dolayı da “Ümmülvâhid” künyesini aldı. Zübeyde’nin bu evlilikten Ahmed adlı başka bir çocuğunun daha olduğu şeklindeki rivayet doğru olmamalıdır.

Zübeyde, Hârûnürreşîd ile evlendikten sonra Abbâsî sarayında etkin bir rol üstlendi ve halifenin daima en yakınında bulundu. Dokuz veya on bir defa hacca giden Hârûnürreşîd’in bu yolculuklarının en az yarısında yanında yer aldı. Hârûnürreşîd, halife olduktan sonra Huld Sarayı yakınlarında yaptırdığı Karâr adlı köşkü hilâfet sarayı olarak kullanmaya başladı, ardından burası Kasru Zübeyde ve Kasru Ümmü Ca‘fer adlarıyla ün kazandı. Yazları Rakka’da oturan Zübeyde, Bağdat’ı özler ve saray şairlerinden halifenin de Bağdat’ı özlemesini sağlayacak kasideler yazmalarını isterdi. Şair Nemerî tarafından kaleme alınan mısralar Zübeyde’nin eşiyle birlikte Bağdat’a gitmesini ve şairin de yüklü miktarda câize kazanmasını sağladı (İbnü’l-Mu‘tez, s. 246).

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z