ZUTLAR

ZUTLAR

(الزطّ)

Anayurtları Kuzeybatı Hindistan olan bir kavim.

Hint-Pakistan alt kıtasında özellikle Pencap, Sind, Racastan ve Uttar Pradeş’in batısında yaşarlardı. Zutlar’a Hinduca ve Urduca’da Cât adı verilirdi. Kelime Arapça’ya Zut şeklinde geçmiştir. İbn Hurdâzbih, Sind’den Bilâdü’z-Zut olarak bahseder ve Sûku’l-Ahvâz-Fars güzergâhını anlatırken Zut’u da zikreder (el-Mesâlik ve’l-memâlik, s. 43-56). Yâkūt el-Hamevî, Batîha’daki nehirlerden birinin de Nehrüzzut adını taşıdığını söyler (MuǾcemü’l-büldân, III, 158). Esmer tenli, uzun boylu, kuvvetli ve sağlam yapılı olan Zutlar’ın antropolojik ve etnik kökenleri hakkında günümüze kadar yeterli bilimsel çalışma yapılmamıştır. Bazı araştırmacılar onların Aryan (Ârî) veya Scytho-Aryan ırkından geldiklerini ve zamanla çeşitli mahallî kabilelerle karıştıklarını söyler. Araplar’ın muhtemelen ticarî faaliyetler dolayısıyla Zutlar hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber’den gelen, mi‘rac esnasında gördüğü Hz. Mûsâ’yı Zutlar’a benzettiğine (Buhârî, “Enbiyâǿ”, 43) ve ağır bir hastalık geçiren Âişe’yi Zutlar’a mensup bir hekimin tedavi ettiğine dair rivayetler de (Buhârî, Edebü’l-müfred, s. 45) bunu göstermektedir.

Sâsânî İmparatoru V. Behram Gur, Zutlar’ı Hindistan’dan Hûzistan ve Basra körfezi kıyılarına naklederek paralı asker olarak istihdam etti. Hz. Ömer zamanında müslüman olan Zutlar, Ebû Mûsâ el-Eş‘arî tarafından Basra’da iskân edildi. Gayri müslim Zutlar ise Ömer’in emriyle haraca bağlandı (Belâzürî, s. 546). Hz. Ali de Cemel Vak‘ası esnasında devlet hazinesini Zutlar’a emanet etmişti. Muâviye devrinde 49 (669) veya 50 (670) yılında Zutlar’ın bir kısmı Çukurova ve Antakya kıyılarına yerleştirildi (a.g.e., s. 545). Muhammed b. Kāsım es-Sekafî 93’te (711-12) Sind’i fethedince İndus vadisindeki Zutlar, Haccâc tarafından Batîha’ya getirildi. II. Yezîd onları mandalarıyla birlikte Massîsa’ya (Misis) gönderdi (a.g.e., s. 541). I. Velîd, Zutlar’ın bir kısmını Batı Suriye’ye nakletti. Hindistan’daki Zutlar, Abbâsîler’in ilk devrinde İran ve Aşağı Irak’a göçtüler (Mes‘ûdî, s. 355). Abbâsî Halifesi Me’mûn, Îsâ b. Yezîd el-Cülûdî’yi 205’te (820) Zutlar’la savaşa memur etti (Taberî, VIII, 580). Ertesi yıl Dâvûd b. Mâscûr’u Basra, Dicle kıyıları, Bahreyn ve Yemâme’deki Zutlar’la savaşmak üzere görevlendirdi (a.g.e., VIII, 581). Halife Mu‘tasım-Billâh, Basra yolunda fitne ve fesat çıkaran, yol kesen, Basra ve Kesker civarında ekinleri tahrip eden Zutlar’ı cezalandırmak için Uceyf b. Anbese el-Horasânî’yi gönderdi. Uceyf, Vâsıt yakınlarında karargâh kurup Zutlar’ı her taraftan kuşattı ve dokuz ay boyunca onlarla mücadele etti, birçok kişiyi esir aldı (a.g.e., IX, 8-9). Nihayet Zutlar, 219 yılının Zilhicce ayında (Aralık 834) canlarına ve mallarına zarar gelmeyeceğine dair eman alıp Uceyf’e itaat arzettiler. Zutlar’ın bölgedeki sayısı 27.000 kişiye ulaşıyordu; bunların 12.000’i savaşçı idi. Gemi ve sandallarla Bağdat’a getirildiler. Halife Mu‘tasım-Billâh’ı selâmlayarak resmigeçit yaptılar. Üç gün gemi ve sandallarda bekletildikten sonra Bağdat’ın doğu yakasına geçirildiler. Ardından Hânikīn’e ve Bizans sınır bölgesine Aynizerbâ’ya nakledildiler. Burada Bizans saldırılarına mâruz kalan Zutlar ağır kayıplar verdiler (a.g.e., IX, 10).

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someonePaylaş..
.
24 Şubat 2014

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - Ş - S - T - U - Ü - V - Y - Z